ARKASI YARIN NO:14


Sevmeye devam ettiğim tek şey gün batımı dedi
Sağlam bir nefesle beynine nüfuz eden dumanı içinde hapsetti
Ne yürekler yıkıldı kim bilir 
Ne ışıklar açıldı kimler neler konuştu
O evler küçüktü
Bizse çok yüksek
O eleştirdiğimiz siyah beyaz filmdeki kusmadan önceki uçma sahnesi gibi değildi
Zaten atlarda o tablodaki gibi sümükleşip akmıyordu
Tamamen saklı bir senaryo içinde 
Birazdan birbirlerine kitlenip 
Kanter içinde kalacak olan iki başroldük
ya da figüran ama inan yönetmen çoktan terketti orayı
Artık çekilmiyor dedi böyle akılcı sözler ardından sanki susamış gibi sevişmeler.
Parmak uçlarımda durduğum gözlerimin elasında tuttuğum o şehrin ışıklarını 
Belime sıcak bir şehvetle akıtmıştı yine
Ve ben kendimi bir tanrıça gibi kutsuyordum pis şeh,rden aklımda kalanlarla
Ve beni kutsuyordu o her çarpışmada çıkan seslerin karmaşıklığında
Yüreği ağzına gelen serçe misali nefes nefese bir insanı benliğime katmak
Susmak bundan pişman olmamak
Pişmanlık ne kadar basit ise o anlatırken bir şeyi işte o anlarda o kadar devleşen.
Duman yukarı doğru çıkıyor 
Bir fooğraf karesindeki siyah beyaz ton aldırmadan silüetleri bir bir içine alıyor.
İnandığım hemde çokça kendisiyle övündüğüm bedenim ile ruhumun arasındaki uyum
İnlemelerimin en doruğunda sesimin çatlamasıyla yüceldi omuzlarımda
Aktı sabaha duyumsadığım her şeyi yedirdğim şu hakkıma.
Sanki tükenmiyormuş gibi içsekte kadehten
Ne anlatsam harmanlanacak bende bilirim
Bende kalan hapsettiğimdir bilir gibi
Akıştan korkmamak
Okşamasıyla yüksek duvarlarımı alaşağı etmek
Akıl karı gibi gelmese de böyle anlatınca
Sebepsiz değilken rüzgar bile 
O gece tüm karşılıkları hakketti.

Sen beni sessiz sedasız içine katan erkek 
Sen bana bakınca ruhumun şahlandığını gören adam
Dediklerin hep onay bekler gibi ama hayat o kadar doğru değil ki

Sesim,ruhum,içi sıcak dokum,sessizliğim,karmaşıklığım,o an orada ne yaşanıyorsa içinde olma ihtimalim,kasılan bedenim,zevkten daracık olan kırmızılığım şahit o gece olanların hepsini aklıma kazıdım.
Akıl korkutucu
Korkular küçümsenmeyecek kadar  ince mevzu.

aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:14


Sevmeye devam ettiğim tek şey gün batımı dedi
Sağlam bir nefesle beynine nüfuz eden dumanı içinde hapsetti
Ne yürekler yıkıldı kim bilir
Ne ışıklar açıldı kimler neler konuştu
O evler küçüktü
Bizse çok yüksek
O eleştirdiğimiz siyah beyaz filmdeki kusmadan önceki uçma sahnesi gibi değildi
Zaten atlarda o tablodaki gibi sümükleşip akmıyordu
Tamamen saklı bir senaryo içinde
Birazdan birbirlerine kitlenip
Kanter içinde kalacak olan iki başroldük
ya da figüran ama inan yönetmen çoktan terketti orayı
Artık çekilmiyor dedi böyle akılcı sözler ardından sanki susamış gibi sevişmeler.
Parmak uçlarımda durduğum gözlerimin elasında tuttuğum o şehrin ışıklarını
Belime sıcak bir şehvetle akıtmıştı yine
Ve ben kendimi bir tanrıça gibi kutsuyordum pis şeh,rden aklımda kalanlarla
Ve beni kutsuyordu o her çarpışmada çıkan seslerin karmaşıklığında
Yüreği ağzına gelen serçe misali nefes nefese bir insanı benliğime katmak
Susmak bundan pişman olmamak
Pişmanlık ne kadar basit ise o anlatırken bir şeyi işte o anlarda o kadar devleşen.
Duman yukarı doğru çıkıyor
Bir fooğraf karesindeki siyah beyaz ton aldırmadan silüetleri bir bir içine alıyor.
İnandığım hemde çokça kendisiyle övündüğüm bedenim ile ruhumun arasındaki uyum
İnlemelerimin en doruğunda sesimin çatlamasıyla yüceldi omuzlarımda
Aktı sabaha duyumsadığım her şeyi yedirdğim şu hakkıma.
Sanki tükenmiyormuş gibi içsekte kadehten
Ne anlatsam harmanlanacak bende bilirim
Bende kalan hapsettiğimdir bilir gibi
Akıştan korkmamak
Okşamasıyla yüksek duvarlarımı alaşağı etmek
Akıl karı gibi gelmese de böyle anlatınca
Sebepsiz değilken rüzgar bile
O gece tüm karşılıkları hakketti.

Sen beni sessiz sedasız içine katan erkek
Sen bana bakınca ruhumun şahlandığını gören adam
Dediklerin hep onay bekler gibi ama hayat o kadar doğru değil ki

Sesim,ruhum,içi sıcak dokum,sessizliğim,karmaşıklığım,o an orada ne yaşanıyorsa içinde olma ihtimalim,kasılan bedenim,zevkten daracık olan kırmızılığım şahit o gece olanların hepsini aklıma kazıdım.
Akıl korkutucu
Korkular küçümsenmeyecek kadar ince mevzu.

aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:13

Zevk aldığım doğruydu
Soğuk bir his sırtımdan kasıklarıma saptı
Hala etrafımda kadında kasık var mı diyenler.
Soğuk gövdeli evin koridorunda 
Salındığım hecelere,saldığım topuk seslerine
Lanet etmek nankörlük oldu
Dolunay aldı güneşten ışığı
Günlere böldü.

Tekrarlayan konuşmalardan sıyrıl
Seni senden eden nedir.
Ve beni diz çöktüren kaç inçlik bir kuvvet

Boş odalar hala saklı ve hatrımda
O ev bunu bildi
O ev beni senden korudu
O ev beni o gece havaya sıkılan kuru sıkıların saçmasından da korudu.
O ev yıkılmadı
Ben koşar gibi indim merdivenleri 
Peşinden gelinen gibi
Elbette ki yine o kadar güzel olamadım.

Neden bir avuç mutluluk yerine
Leğen leğen hüzün kustum
Fotograflanan her anı çaldım
Beynime kazıdım
Ve en korkuncu bir daha unutmayacak olmamdı.

-Siktir etsene
-Porno mu çeviriyoruz 
-Kabalaşma
-Işıklar benim kadar cesur değil
-Karanlık cesur ya ondan
-Işıklar kirliyi gösterir temizden korkar anlasana bu basit bir bahane ama hayatı rahatsız ediyor.Bak şu ışıklara sanki mesih inmiş yeryüzüne gündüz ise beton yığını.
-Mesih yeşil çimen sever.

Seviyorum hazzını
Peşinden gelinen gibi basit
Peşinden gelinen gibi.
Az öptüm şakaklarından.
Sayıkla dudaklarımın ince dokusunu.
İste geceden beni.
Hiç gelmeyecek bir beklenen gibi.

Rüzgardan dudaklarımı kıpırdatan hissin sahibi.
Kucağında çiçekler açmak istiyorum
Tacımdan koparıp sıcacık içime diz onları 
Sula erkekliginin hırçın dokusuyla
Kadife ve beyaz.
Kadife ve ekşi.
Şehrin ışıklarından sıyrılıp yaktığın tenime sür merhemini.
Bu kadar istekli olmaktan utanırsam
Kendi tutkumda boğ beni.
Ve um.

aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:13

Zevk aldığım doğruydu
Soğuk bir his sırtımdan kasıklarıma saptı
Hala etrafımda kadında kasık var mı diyenler.
Soğuk gövdeli evin koridorunda
Salındığım hecelere,saldığım topuk seslerine
Lanet etmek nankörlük oldu
Dolunay aldı güneşten ışığı
Günlere böldü.

Tekrarlayan konuşmalardan sıyrıl
Seni senden eden nedir.
Ve beni diz çöktüren kaç inçlik bir kuvvet

Boş odalar hala saklı ve hatrımda
O ev bunu bildi
O ev beni senden korudu
O ev beni o gece havaya sıkılan kuru sıkıların saçmasından da korudu.
O ev yıkılmadı
Ben koşar gibi indim merdivenleri
Peşinden gelinen gibi
Elbette ki yine o kadar güzel olamadım.

Neden bir avuç mutluluk yerine
Leğen leğen hüzün kustum
Fotograflanan her anı çaldım
Beynime kazıdım
Ve en korkuncu bir daha unutmayacak olmamdı.

-Siktir etsene
-Porno mu çeviriyoruz
-Kabalaşma
-Işıklar benim kadar cesur değil
-Karanlık cesur ya ondan
-Işıklar kirliyi gösterir temizden korkar anlasana bu basit bir bahane ama hayatı rahatsız ediyor.Bak şu ışıklara sanki mesih inmiş yeryüzüne gündüz ise beton yığını.
-Mesih yeşil çimen sever.

Seviyorum hazzını Peşinden gelinen gibi basit Peşinden gelinen gibi. Az öptüm şakaklarından. Sayıkla dudaklarımın ince dokusunu. İste geceden beni. Hiç gelmeyecek bir beklenen gibi. Rüzgardan dudaklarımı kıpırdatan hissin sahibi. Kucağında çiçekler açmak istiyorum Tacımdan koparıp sıcacık içime diz onları Sula erkekliginin hırçın dokusuyla Kadife ve beyaz. Kadife ve ekşi. Şehrin ışıklarından sıyrılıp yaktığın tenime sür merhemini. Bu kadar istekli olmaktan utanırsam Kendi tutkumda boğ beni. Ve um. aryabeyoglu
ARKASI YARIN NO:12


Kendimi duymam yeniden yeniden kendimi dinlemem uzun sürdü.
Hatırladığım kadarıyla hikayeler anlatıyorum artık
Birkaç melankolik şarkı ve ben
Birkaç bira şişesi malt ve ben
Arındığım hayatın temposu var
Aldattığım onca his.
Zaaflarımı biliyorsun.
Güçlü duran erkekliğini istedim ben
Karşında oturdum ve elbisemin eteklerini bacaklarımın arasına aldım.
Gerginleşen dikişler.
Dikleşen uzuv.
Cağırdım erkekliğini.
Parmaklarımın arasında sigara
Dudaklarımın arasında yoğun duman.
Tüm derinliğim ile savurdugum iç güdüsel tehdidimle cağırıyorum erkekliğini.
Yüzüm duvara dönük
Parmak uclarım
Bileklerim uyuşana kadar 
Sana doğru kıvırdığım kadınlığıma kadar
Duyduğum banttan çalan ortadoğu tınısının gizem dolu erotizmine inandım.
Hani dörtnala bir at duraksar aniden etrafina bakar ya 
Sıcaklığıma daldığında bakışlarım ürkek.
İçimdeki dörtnala yeniden.
Bir an durdum sadece.
Sardığın esrarın
Sardığın tütünün harmanıyım.
Aslında ben bu riske masumluğumu keşfetmek için girmiştim.
Ben masumiyetime erkekleri harcamayı severim.
Hem terkettigim hem kavuşmaya calıştığım masumiyet,
Göğüs boşluğumu sütle doldurmuş öyle de kokutmustu.

Gitar solosundaki yol,epilepsi krizindeki tutukluk,orgazmın damar kitleyici zirvesi,annenin senden bir bok olmaz dediğinde hissettiğin şarapnel.

Perdenin arkasından bakan ürkütücü bir yabancı o aslında.
Ne Sezen’in anlattıklarına benziyor ne de Yıldız’ın.
Geceye doğru ikili koltukta.
Omuzlarına koyduğum bacaklarım.

Gözleri kapanıyor.
Kıvrak tınıları bel kıvrımıma uydurdum.
Eteği sıyırdı.
Engel yoktu.
Engel kim bilir kaçıncı seferden kalma hangi odada.
Parmak uçlarım uyuştu o an.
Askım düştü omuzlarımdan.
Göğüslerim ritme uygun.
……..
Bir de uyurken baktım,
O iyi biriydi
Riske değdi.

………………………..
Gece cevapsız aramalar.
Gel deyip uzaktan el etmeler.
Vaatler ve tapınılası duygular.
Gerdan kıran her genç kızınn rüyası oğlanlar.
Kahvesinden tut mavisine yandığım 
Binbir huyu farklı delikanlılar.
Portakal renkli ışık 
Ve çok değişik birkaç isim.
Doğumdan kalan izler
Geçer denilen iltihapli yaralar
Yarım bırakılmış sigara
Yazılmamış türlü oyun
Oynamaya götü yemeyen fasulyeden bebeler
Bedenini sorgulayan o hanım kız.
Kemiren kurtçuklar 
Kemirir kurtçuklar amını.
Toz şeker ve onun zararlarını haykıran doktor Bir litrelik su şişesi
Mastürbasyon kılıklı o minibüs vitesi.
……………
@aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:12


Kendimi duymam yeniden yeniden kendimi dinlemem uzun sürdü.
Hatırladığım kadarıyla hikayeler anlatıyorum artık
Birkaç melankolik şarkı ve ben
Birkaç bira şişesi malt ve ben
Arındığım hayatın temposu var
Aldattığım onca his.
Zaaflarımı biliyorsun.
Güçlü duran erkekliğini istedim ben
Karşında oturdum ve elbisemin eteklerini bacaklarımın arasına aldım.
Gerginleşen dikişler.
Dikleşen uzuv.
Cağırdım erkekliğini.
Parmaklarımın arasında sigara
Dudaklarımın arasında yoğun duman.
Tüm derinliğim ile savurdugum iç güdüsel tehdidimle cağırıyorum erkekliğini.
Yüzüm duvara dönük
Parmak uclarım
Bileklerim uyuşana kadar
Sana doğru kıvırdığım kadınlığıma kadar
Duyduğum banttan çalan ortadoğu tınısının gizem dolu erotizmine inandım.
Hani dörtnala bir at duraksar aniden etrafina bakar ya
Sıcaklığıma daldığında bakışlarım ürkek.
İçimdeki dörtnala yeniden.
Bir an durdum sadece.
Sardığın esrarın
Sardığın tütünün harmanıyım.
Aslında ben bu riske masumluğumu keşfetmek için girmiştim.
Ben masumiyetime erkekleri harcamayı severim.
Hem terkettigim hem kavuşmaya calıştığım masumiyet,
Göğüs boşluğumu sütle doldurmuş öyle de kokutmustu.

Gitar solosundaki yol,epilepsi krizindeki tutukluk,orgazmın damar kitleyici zirvesi,annenin senden bir bok olmaz dediğinde hissettiğin şarapnel.

Perdenin arkasından bakan ürkütücü bir yabancı o aslında.
Ne Sezen’in anlattıklarına benziyor ne de Yıldız’ın.
Geceye doğru ikili koltukta.
Omuzlarına koyduğum bacaklarım.

Gözleri kapanıyor.
Kıvrak tınıları bel kıvrımıma uydurdum.
Eteği sıyırdı.
Engel yoktu.
Engel kim bilir kaçıncı seferden kalma hangi odada.
Parmak uçlarım uyuştu o an.
Askım düştü omuzlarımdan.
Göğüslerim ritme uygun.
……..
Bir de uyurken baktım,
O iyi biriydi
Riske değdi.

………………………..
Gece cevapsız aramalar.
Gel deyip uzaktan el etmeler.
Vaatler ve tapınılası duygular.
Gerdan kıran her genç kızınn rüyası oğlanlar.
Kahvesinden tut mavisine yandığım
Binbir huyu farklı delikanlılar.
Portakal renkli ışık
Ve çok değişik birkaç isim.
Doğumdan kalan izler
Geçer denilen iltihapli yaralar
Yarım bırakılmış sigara
Yazılmamış türlü oyun
Oynamaya götü yemeyen fasulyeden bebeler
Bedenini sorgulayan o hanım kız.
Kemiren kurtçuklar
Kemirir kurtçuklar amını.
Toz şeker ve onun zararlarını haykıran doktor Bir litrelik su şişesi
Mastürbasyon kılıklı o minibüs vitesi.
……………
@aryabeyoglu

Annemin parmaklarını kestim.
Sevgi oradan doğurulur bilirim.
Babama çiçekler vermek istedim.
Başınıza ataerkil toplum kadar taş düşsün!.
Ateşin aslında mavi olduğunu yanarken gördüm.
Ve baş ucumda beklettigim yeminlerden bir kaç tanesini sokağa savurdum
Artık aldattığım anlara ihtiyacım yoktu.
Freud birgün onu 65kez arayan annesine
Sen beni merak etmiyorsun
Senin takıntıların var dediğinde lanetlenmiş.
Ondan sonra o hasta kıza inanmamış.
Ego hakkında bahseden insan
Birine inanmayı reddetmiş.
Güven kahraman yaratma arzusundan doğar.
Sonra o olma arzusu inanmaya kendini devreder.
Artık “o”nlaşır ve seni beslersin.
Unutmadan annemin göğüslerini de kestim.
Sert ve acılı oldu.
Beni hiç oradan beslemedi.
İlk altı ay anne sütü bebek için önemli diyen doktorları sevmedim.
İnanmak için lidere ihtiyacın vardır
Herkesin her şeyi çok bildiği yavan bu zamanda.
İnanmak bile zorlaştı.
Liderleşmek için ne kadar zamanın var düşündün mü.
Babama ben, çiçek yerine bir bardak su verdim.
Anaç ruhumdan arındım sonra da.
Bundan sonra ona ihtiyacım kalmadı.
Aylak Ç gibi olmamak için tek engelim vardı.
Sevgilim beni çekidüzenli görmek isterdi.
Bunun ne önemi vardı.
Boşluğun içinde hiçbir şey olmadığına inanan aptaldan ne farkı kaldı.
Yüzde sekseninin sadece seksende dördünü içime çektiğim esrar şahit benim boğazlarım çok ağrıdı.

Annemin parmaklarını kestim.
Sevgi oradan doğurulur bilirim.
Babama çiçekler vermek istedim.
Başınıza ataerkil toplum kadar taş düşsün!.
Ateşin aslında mavi olduğunu yanarken gördüm.
Ve baş ucumda beklettigim yeminlerden bir kaç tanesini sokağa savurdum
Artık aldattığım anlara ihtiyacım yoktu.
Freud birgün onu 65kez arayan annesine
Sen beni merak etmiyorsun
Senin takıntıların var dediğinde lanetlenmiş.
Ondan sonra o hasta kıza inanmamış.
Ego hakkında bahseden insan
Birine inanmayı reddetmiş.
Güven kahraman yaratma arzusundan doğar.
Sonra o olma arzusu inanmaya kendini devreder.
Artık “o”nlaşır ve seni beslersin.
Unutmadan annemin göğüslerini de kestim.
Sert ve acılı oldu.
Beni hiç oradan beslemedi.
İlk altı ay anne sütü bebek için önemli diyen doktorları sevmedim.
İnanmak için lidere ihtiyacın vardır
Herkesin her şeyi çok bildiği yavan bu zamanda.
İnanmak bile zorlaştı.
Liderleşmek için ne kadar zamanın var düşündün mü.
Babama ben, çiçek yerine bir bardak su verdim.
Anaç ruhumdan arındım sonra da.
Bundan sonra ona ihtiyacım kalmadı.
Aylak Ç gibi olmamak için tek engelim vardı.
Sevgilim beni çekidüzenli görmek isterdi.
Bunun ne önemi vardı.
Boşluğun içinde hiçbir şey olmadığına inanan aptaldan ne farkı kaldı.
Yüzde sekseninin sadece seksende dördünü içime çektiğim esrar şahit benim boğazlarım çok ağrıdı.

ARKASI YARIN NO:11

Çok pürüzsüz dedi.
Duraksayarak dedi ama bunu hiç öyle olacağını böyle bulacağını düşünmemiş gibi.
Jilet dedim tenle uyumlu alet aslında bakma sen.
Uyandığımda gitmek istiyordum bu şehirden.
Rüyamda bir erkek bana,benim vücuduma pürüzsüz olduğunu söylemişti.
Tam da bunun için uyuyakalmak istedim.

Saçlarımı sana doğru savuramadım.Kestim.
Garip bir seremoni yapmadım etkinlik gibi olmadı 21.yy bunalımım.
Bir ayna,bir kör makas,bir ben.
Eşya listesine bir fazla yazılmasın!

Tam bir hafta sonra başka bir bedenle buluşmaya hazırlandım.
En edepsiz bulduğum şarkıları açtım.
Aşktan dem vurup sikişmeyi öğütleyenlerden.
Sahtecilikten tutuklanmak üzereydim?
Bedenin keseden parlar da ya gözlerin?
Gece boyu artan duraklar vardı neyseki ev küçük ve balkon italyandı.
Kaba bir adamın ellerinde mücevher şekillenmez.
Şu…salak yemeğin bile -suşi- aşçısının elleri belli bir sıcaklıkta olması gerekir.
Ben mücevher değildim.
Ben gümüşçünün bile değilim.
Ne zaman kendimi düşünsem köşedeki meyhane kılıklı bir adamdım.
Aksine içi yanan kavrulan bir tutkuya sahiptim.
Maskülen mi deniyordu buna ceket giyen kadınları adlandırdığınızdan beri.

-Tamam,burada durabilirsin.
-Görüşürüz.
-…

Yol boyunca ailesinin sözünden çıkamayacağını onların evlenmesini uygun gördüğü kadınla evleneceğini anlattı.Bir de yetenek sınavından paralı geçmiş.
Kadın madın kiminle evleneceği umrumda değildi zaten ben sormadan anlatmaya başlamıştı.
Tamam ben gümüşçünün bile değildim ama o da basit bir imitasyondu.
Yani benden kaçmana gerek yok üstüne gelen kendi sahteliğin.
Beni sinirlendiren torpille yetenek sınavını geçmesiydi.

Artık saçlarım anca ensemi gıdıklıyordu.
Kafamı geriye doğru atıp saçlarımın savrulması ve bel kıvrımıma düşmesiyle ruhumun titremesine şahit olamayacaktım.
Ve omuzlarım daha çok ön planda olacaktı.
Bu kısa saç gerçekten özgüvenle ilişkili.

Gözlerimi kapattım.
Ağır bir yutkunuş.
Ağır ağır bir unutuş.
Ağırlaşan göz kapakları.
Tutulmuş belim.
Anladım ben o sokaktaki antikacınındım.

Dükkana girince kesin bakılan bir parçaydım.
Fotoğraflanan.
Toz kaplamayan.
Parmak izleri rahat bırakmaz ki!
Sonra ben oradan çıkıp köşeyi döndüğümde meyhaneye çöküverir rakımı içerim.

Hanımefendi?
Anlamadım.

Güneş kokan göğsümden arttırdığım her ne ise,
Dolunaya emanet ettim geceyi.
Gecenin en tatlı ışıklarını en çok orospular sever.
Aslında o sokak lambaları silinmez yapar renkleri.
Çünkü ancak güçlüyü parlatacak kadar cesur.
O sokak lambalarının orospularla hiç işi olmaz.
Başına bela almak istemez kıçıkırık bir lamba bile.
Kendi renginden daha keskin bir rengi görmekten çekinir.
Orospular hep parlatılır,doğru.
Hangi elden çıkmaysa ilk,onun izi tam orta değil de sola doğru biraz,
Oradadır işte.
Hikayesi renkli olanı sever gece,
Bunu gördün mü hı? Ya bunu?
Bak, bende daha neler var diye
Sınar insanı.
Arsız bir çocuk tıpkı.

Benim çikolatam hep kırmızı kaplı olurdu,
Açana kadar erirdi.

Hanımefendi?
Efendim.
Üstünüze bir şey dökmüşssünüz.
İstifa dilekçem.

aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:11

Çok pürüzsüz dedi.
Duraksayarak dedi ama bunu hiç öyle olacağını böyle bulacağını düşünmemiş gibi.
Jilet dedim tenle uyumlu alet aslında bakma sen.
Uyandığımda gitmek istiyordum bu şehirden.
Rüyamda bir erkek bana,benim vücuduma pürüzsüz olduğunu söylemişti.
Tam da bunun için uyuyakalmak istedim.

Saçlarımı sana doğru savuramadım.Kestim.
Garip bir seremoni yapmadım etkinlik gibi olmadı 21.yy bunalımım.
Bir ayna,bir kör makas,bir ben.
Eşya listesine bir fazla yazılmasın!

Tam bir hafta sonra başka bir bedenle buluşmaya hazırlandım.
En edepsiz bulduğum şarkıları açtım.
Aşktan dem vurup sikişmeyi öğütleyenlerden.
Sahtecilikten tutuklanmak üzereydim?
Bedenin keseden parlar da ya gözlerin?
Gece boyu artan duraklar vardı neyseki ev küçük ve balkon italyandı.
Kaba bir adamın ellerinde mücevher şekillenmez.
Şu…salak yemeğin bile -suşi- aşçısının elleri belli bir sıcaklıkta olması gerekir.
Ben mücevher değildim.
Ben gümüşçünün bile değilim.
Ne zaman kendimi düşünsem köşedeki meyhane kılıklı bir adamdım.
Aksine içi yanan kavrulan bir tutkuya sahiptim.
Maskülen mi deniyordu buna ceket giyen kadınları adlandırdığınızdan beri.

-Tamam,burada durabilirsin.
-Görüşürüz.
-…

Yol boyunca ailesinin sözünden çıkamayacağını onların evlenmesini uygun gördüğü kadınla evleneceğini anlattı.Bir de yetenek sınavından paralı geçmiş.
Kadın madın kiminle evleneceği umrumda değildi zaten ben sormadan anlatmaya başlamıştı.
Tamam ben gümüşçünün bile değildim ama o da basit bir imitasyondu.
Yani benden kaçmana gerek yok üstüne gelen kendi sahteliğin.
Beni sinirlendiren torpille yetenek sınavını geçmesiydi.

Artık saçlarım anca ensemi gıdıklıyordu.
Kafamı geriye doğru atıp saçlarımın savrulması ve bel kıvrımıma düşmesiyle ruhumun titremesine şahit olamayacaktım.
Ve omuzlarım daha çok ön planda olacaktı.
Bu kısa saç gerçekten özgüvenle ilişkili.

Gözlerimi kapattım.
Ağır bir yutkunuş.
Ağır ağır bir unutuş.
Ağırlaşan göz kapakları.
Tutulmuş belim.
Anladım ben o sokaktaki antikacınındım.

Dükkana girince kesin bakılan bir parçaydım.
Fotoğraflanan.
Toz kaplamayan.
Parmak izleri rahat bırakmaz ki!
Sonra ben oradan çıkıp köşeyi döndüğümde meyhaneye çöküverir rakımı içerim.

Hanımefendi?
Anlamadım.

Güneş kokan göğsümden arttırdığım her ne ise,
Dolunaya emanet ettim geceyi.
Gecenin en tatlı ışıklarını en çok orospular sever.
Aslında o sokak lambaları silinmez yapar renkleri.
Çünkü ancak güçlüyü parlatacak kadar cesur.
O sokak lambalarının orospularla hiç işi olmaz.
Başına bela almak istemez kıçıkırık bir lamba bile.
Kendi renginden daha keskin bir rengi görmekten çekinir.
Orospular hep parlatılır,doğru.
Hangi elden çıkmaysa ilk,onun izi tam orta değil de sola doğru biraz,
Oradadır işte.
Hikayesi renkli olanı sever gece,
Bunu gördün mü hı? Ya bunu?
Bak, bende daha neler var diye
Sınar insanı.
Arsız bir çocuk tıpkı.

Benim çikolatam hep kırmızı kaplı olurdu,
Açana kadar erirdi.

Hanımefendi?
Efendim.
Üstünüze bir şey dökmüşssünüz.
İstifa dilekçem.

aryabeyoglu