ARKASI YARIN NO:12

    Yarın olmaz,sonrasını bilmiyorum.
     Yüreğine peşine düşülecek bir sevda yerleştiremedim özür dilerim.

Bu iki cümle benim için bir devrin kapandığına işaretti adeta.Düşünmekten veyahut iğrenmekten artık yara çıktı sardığın yerimden dememle geçer demenin bir olması kaşıntımı arttırıyordu.
    Egzamanın yanından geçmek ne mümkün adını koyamadığım bir iz yine gelip yerleşmişti hayatıma.
-Yanlış sarmalar seni bu hale getirdi diyen adama verdiğim cevap usulca kafamı sallamadan öteye gidemedi.
 Ben yine soğuk bira koydum önüne kısacık kot şortum çiçekli sütyenimi belli eden askılımla.
Yine izmarit döktüm o siyah poşete.
-Aynı olsak kendimi neyleyim cümlesini tekrarladım.
-Aynı olsak kendim……
-Aynı olsak kendimi ney……
-Aynı olsak kendimi neyle……..
-Aynı olsak kendimi neyley……….
Siktir et.
Üzgünüm ama ben senden fazla gülümsedim.

    Yalandan anlattığın o vurulma hikayesi geldi aklıma.Güldüm.İnsan garip oysaki ne çok inanmıştım.

Uzaklaşmak istediğim yer babamın emek verdiği çatıydı.İnsan bilmez duymaz olursa rahata erişirdi.Kafayı kırdım galiba.

Ahh! Yastığına 212sexy sıkacak kadar umutsuzum ben.O kadar dejenereyim.O kadar meraklıyım kokumu sahteden de olsa içine çekmene.

Ahh! Ne kadar narinim beni kokla diye deodorantlanıyorum.Koltuk altımı tahrişten kızarıncaya dek yapaylığı yediriyorum kendime.

Ahh! Ne kadar sığsın sen asıl kokumun boynumda barındığını bilemeyecek kadar.

-Çok güzelsin burada.

Kucağın burası senin.Kendimi güzel hissettiğim yer.
Kendimi en güzel hissettiğim yer.
Kendimi yıldız kadar aşık,sezen gibi eski sevgililerime selam gönderdiğim yer.

Kırgınlığımın üstüne oynama artık desem neye fayda.

-Konuş!(kitledi teninde,terinde)
-Beni özledin mi!?(sesim titredi sen her kalçama çarptığında)
-Evet(duymak için cevaplama)
-Öyle becer beni! Kitle teninde erkeğim!(kavradığın bedenim unufak olsun sende.Sana emanet ettiğim kadınlığıma iyi bak.)
-Konuş!(yetmez)
-Erkeğim!(yasaklı kelime bu bağlayıcı ürkütücü!)

Sigarayı döndü ben onun hayalarında kadınlık hayalimi kurarken.Yazdığım öyküdekini yaşadım bunu istedim ve aldım.
Umarsızdı yazdığım adam gibi,beni istiyordu ama nasıldı?
Yazsam ya seni mal gibi salak gibi.Ağzıma baksan ya birden.
Üzersem kalem tutmaz olsundu elim.
Affettim ben seni
Sana sulanan o çirkin kızı.
Topladığım izmaritleri.
Bana bakışını.

Fotoğraf bu ölümden çalınan an!
Çaldım.
Aksine kapandı gözlerim.
Seni anlattım içime.
Ne üzgündüm ne hüznümü yendim.
-Yarın gelemem,sonrasını hala bilmiyorum.

Beni yazacak bir adamla tanıştım.

O beni yazar belki ben tekrar kanarım sözüne ve kanarım yüreğimden.
Kanarım saf bir kız çocuğu gibi ve kanar bedenim ses etmem durgunlaşırım belki hüznünü ruhuna yedirmiş kadın gibi kadın misali.
Eve gidince haber ver diyor o bana.aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:12

Yarın olmaz,sonrasını bilmiyorum.
Yüreğine peşine düşülecek bir sevda yerleştiremedim özür dilerim.

Bu iki cümle benim için bir devrin kapandığına işaretti adeta.Düşünmekten veyahut iğrenmekten artık yara çıktı sardığın yerimden dememle geçer demenin bir olması kaşıntımı arttırıyordu.
Egzamanın yanından geçmek ne mümkün adını koyamadığım bir iz yine gelip yerleşmişti hayatıma.
-Yanlış sarmalar seni bu hale getirdi diyen adama verdiğim cevap usulca kafamı sallamadan öteye gidemedi.
Ben yine soğuk bira koydum önüne kısacık kot şortum çiçekli sütyenimi belli eden askılımla.
Yine izmarit döktüm o siyah poşete.
-Aynı olsak kendimi neyleyim cümlesini tekrarladım.
-Aynı olsak kendim……
-Aynı olsak kendimi ney……
-Aynı olsak kendimi neyle……..
-Aynı olsak kendimi neyley……….
Siktir et.
Üzgünüm ama ben senden fazla gülümsedim.

Yalandan anlattığın o vurulma hikayesi geldi aklıma.Güldüm.İnsan garip oysaki ne çok inanmıştım.

Uzaklaşmak istediğim yer babamın emek verdiği çatıydı.İnsan bilmez duymaz olursa rahata erişirdi.Kafayı kırdım galiba.

Ahh! Yastığına 212sexy sıkacak kadar umutsuzum ben.O kadar dejenereyim.O kadar meraklıyım kokumu sahteden de olsa içine çekmene.

Ahh! Ne kadar narinim beni kokla diye deodorantlanıyorum.Koltuk altımı tahrişten kızarıncaya dek yapaylığı yediriyorum kendime.

Ahh! Ne kadar sığsın sen asıl kokumun boynumda barındığını bilemeyecek kadar.

-Çok güzelsin burada.

Kucağın burası senin.Kendimi güzel hissettiğim yer.
Kendimi en güzel hissettiğim yer.
Kendimi yıldız kadar aşık,sezen gibi eski sevgililerime selam gönderdiğim yer.

Kırgınlığımın üstüne oynama artık desem neye fayda.

-Konuş!(kitledi teninde,terinde)
-Beni özledin mi!?(sesim titredi sen her kalçama çarptığında)
-Evet(duymak için cevaplama)
-Öyle becer beni! Kitle teninde erkeğim!(kavradığın bedenim unufak olsun sende.Sana emanet ettiğim kadınlığıma iyi bak.)
-Konuş!(yetmez)
-Erkeğim!(yasaklı kelime bu bağlayıcı ürkütücü!)

Sigarayı döndü ben onun hayalarında kadınlık hayalimi kurarken.Yazdığım öyküdekini yaşadım bunu istedim ve aldım.
Umarsızdı yazdığım adam gibi,beni istiyordu ama nasıldı?
Yazsam ya seni mal gibi salak gibi.Ağzıma baksan ya birden.
Üzersem kalem tutmaz olsundu elim.
Affettim ben seni
Sana sulanan o çirkin kızı.
Topladığım izmaritleri.
Bana bakışını.

Fotoğraf bu ölümden çalınan an!
Çaldım.
Aksine kapandı gözlerim.
Seni anlattım içime.
Ne üzgündüm ne hüznümü yendim.
-Yarın gelemem,sonrasını hala bilmiyorum.

Beni yazacak bir adamla tanıştım.

O beni yazar belki ben tekrar kanarım sözüne ve kanarım yüreğimden.
Kanarım saf bir kız çocuğu gibi ve kanar bedenim ses etmem durgunlaşırım belki hüznünü ruhuna yedirmiş kadın gibi kadın misali.
Eve gidince haber ver diyor o bana.
aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:11

Çok pürüzsüz dedi.
Duraksayarak dedi ama bunu hiç öyle olacağını böyle bulacağını düşünmemiş gibi.
Jilet dedim tenle uyumlu alet aslında bakma sen.
Uyandığımda gitmek istiyordum bu şehirden.
Rüyamda bir erkek bana,benim vücuduma pürüzsüz olduğunu söylemişti.
Tam da bunun için uyuyakalmak istedim.

Saçlarımı sana doğru savuramadım.Kestim.
Garip bir seremoni yapmadım etkinlik gibi olmadı 21.yy bunalımım.
Bir ayna,bir kör makas,bir ben.
Eşya listesine bir fazla yazılmasın!

Tam bir hafta sonra başka bir bedenle buluşmaya hazırlandım.
En edepsiz bulduğum şarkıları açtım.
Aşktan dem vurup sikişmeyi öğütleyenlerden.
Sahtecilikten tutuklanmak üzereydim?
Bedenin keseden parlar da ya gözlerin?
Gece boyu artan duraklar vardı neyseki ev küçük ve balkon italyandı.
Kaba bir adamın ellerinde mücevher şekillenmez.
Şu…salak yemeğin bile -suşi- aşçısının elleri belli bir sıcaklıkta olması gerekir.
Ben mücevher değildim.
Ben gümüşçünün bile değilim.
Ne zaman kendimi düşünsem köşedeki meyhane kılıklı bir adamdım.
Aksine içi yanan kavrulan bir tutkuya sahiptim.
Maskülen mi deniyordu buna ceket giyen kadınları adlandırdığınızdan beri.

-Tamam,burada durabilirsin.
-Görüşürüz.
-…

Yol boyunca ailesinin sözünden çıkamayacağını onların evlenmesini uygun gördüğü kadınla evleneceğini anlattı.Bir de yetenek sınavından paralı geçmiş.
Kadın madın kiminle evleneceği umrumda değildi zaten ben sormadan anlatmaya başlamıştı.
Tamam ben gümüşçünün bile değildim ama o da basit bir imitasyondu.
Yani benden kaçmana gerek yok üstüne gelen kendi sahteliğin.
Beni sinirlendiren torpille yetenek sınavını geçmesiydi.

Artık saçlarım anca ensemi gıdıklıyordu.
Kafamı geriye doğru atıp saçlarımın savrulması ve bel kıvrımıma düşmesiyle ruhumun titremesine şahit olamayacaktım.
Ve omuzlarım daha çok ön planda olacaktı.
Bu kısa saç gerçekten özgüvenle ilişkili.

Gözlerimi kapattım.
Ağır bir yutkunuş.
Ağır ağır bir unutuş.
Ağırlaşan göz kapakları.
Tutulmuş belim.
Anladım ben o sokaktaki antikacınındım.

Dükkana girince kesin bakılan bir parçaydım.
Fotoğraflanan.
Toz kaplamayan.
Parmak izleri rahat bırakmaz ki!
Sonra ben oradan çıkıp köşeyi döndüğümde meyhaneye çöküverir rakımı içerim.

Hanımefendi?
Anlamadım.

Güneş kokan göğsümden arttırdığım her ne ise,
Dolunaya emanet ettim geceyi.
Gecenin en tatlı ışıklarını en çok orospular sever.
Aslında o sokak lambaları silinmez yapar renkleri.
Çünkü ancak güçlüyü parlatacak kadar cesur.
O sokak lambalarının orospularla hiç işi olmaz.
Başına bela almak istemez kıçıkırık bir lamba bile.
Kendi renginden daha keskin bir rengi görmekten çekinir.
Orospular hep parlatılır,doğru.
Hangi elden çıkmaysa ilk,onun izi tam orta değil de sola doğru biraz,
Oradadır işte.
Hikayesi renkli olanı sever gece,
Bunu gördün mü hı? Ya bunu?
Bak, bende daha neler var diye
Sınar insanı.
Arsız bir çocuk tıpkı.

Benim çikolatam hep kırmızı kaplı olurdu,
Açana kadar erirdi.

Hanımefendi?
Efendim.
Üstünüze bir şey dökmüşssünüz.
İstifa dilekçem.

aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:11

Çok pürüzsüz dedi.
Duraksayarak dedi ama bunu hiç öyle olacağını böyle bulacağını düşünmemiş gibi.
Jilet dedim tenle uyumlu alet aslında bakma sen.
Uyandığımda gitmek istiyordum bu şehirden.
Rüyamda bir erkek bana,benim vücuduma pürüzsüz olduğunu söylemişti.
Tam da bunun için uyuyakalmak istedim.

Saçlarımı sana doğru savuramadım.Kestim.
Garip bir seremoni yapmadım etkinlik gibi olmadı 21.yy bunalımım.
Bir ayna,bir kör makas,bir ben.
Eşya listesine bir fazla yazılmasın!

Tam bir hafta sonra başka bir bedenle buluşmaya hazırlandım.
En edepsiz bulduğum şarkıları açtım.
Aşktan dem vurup sikişmeyi öğütleyenlerden.
Sahtecilikten tutuklanmak üzereydim?
Bedenin keseden parlar da ya gözlerin?
Gece boyu artan duraklar vardı neyseki ev küçük ve balkon italyandı.
Kaba bir adamın ellerinde mücevher şekillenmez.
Şu…salak yemeğin bile -suşi- aşçısının elleri belli bir sıcaklıkta olması gerekir.
Ben mücevher değildim.
Ben gümüşçünün bile değilim.
Ne zaman kendimi düşünsem köşedeki meyhane kılıklı bir adamdım.
Aksine içi yanan kavrulan bir tutkuya sahiptim.
Maskülen mi deniyordu buna ceket giyen kadınları adlandırdığınızdan beri.

-Tamam,burada durabilirsin.
-Görüşürüz.
-…

Yol boyunca ailesinin sözünden çıkamayacağını onların evlenmesini uygun gördüğü kadınla evleneceğini anlattı.Bir de yetenek sınavından paralı geçmiş.
Kadın madın kiminle evleneceği umrumda değildi zaten ben sormadan anlatmaya başlamıştı.
Tamam ben gümüşçünün bile değildim ama o da basit bir imitasyondu.
Yani benden kaçmana gerek yok üstüne gelen kendi sahteliğin.
Beni sinirlendiren torpille yetenek sınavını geçmesiydi.

Artık saçlarım anca ensemi gıdıklıyordu.
Kafamı geriye doğru atıp saçlarımın savrulması ve bel kıvrımıma düşmesiyle ruhumun titremesine şahit olamayacaktım.
Ve omuzlarım daha çok ön planda olacaktı.
Bu kısa saç gerçekten özgüvenle ilişkili.

Gözlerimi kapattım.
Ağır bir yutkunuş.
Ağır ağır bir unutuş.
Ağırlaşan göz kapakları.
Tutulmuş belim.
Anladım ben o sokaktaki antikacınındım.

Dükkana girince kesin bakılan bir parçaydım.
Fotoğraflanan.
Toz kaplamayan.
Parmak izleri rahat bırakmaz ki!
Sonra ben oradan çıkıp köşeyi döndüğümde meyhaneye çöküverir rakımı içerim.

Hanımefendi?
Anlamadım.

Güneş kokan göğsümden arttırdığım her ne ise,
Dolunaya emanet ettim geceyi.
Gecenin en tatlı ışıklarını en çok orospular sever.
Aslında o sokak lambaları silinmez yapar renkleri.
Çünkü ancak güçlüyü parlatacak kadar cesur.
O sokak lambalarının orospularla hiç işi olmaz.
Başına bela almak istemez kıçıkırık bir lamba bile.
Kendi renginden daha keskin bir rengi görmekten çekinir.
Orospular hep parlatılır,doğru.
Hangi elden çıkmaysa ilk,onun izi tam orta değil de sola doğru biraz,
Oradadır işte.
Hikayesi renkli olanı sever gece,
Bunu gördün mü hı? Ya bunu?
Bak, bende daha neler var diye
Sınar insanı.
Arsız bir çocuk tıpkı.

Benim çikolatam hep kırmızı kaplı olurdu,
Açana kadar erirdi.

Hanımefendi?
Efendim.
Üstünüze bir şey dökmüşssünüz.
İstifa dilekçem.

aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:10

Eve dönüş bana neyi anımsatıyorsa tam da oradan uzaktaydım.
1 gece önce tüm güzellikleri bahşetmiş ama hala kendini korumak zorunda olan bir kadındım.

Kadın olmak ne kadar da zordu ey tanrı!
Kendi çirkin ayaklarının hırsını mı çıkardın güzel kırmızı dudaklardan!
Durup durup kahkaha atan meskende neşe yaratan uyarıcı gülüşlerin sahiplerini mi kıskandın!
Sen yarattığını güzelliklerden sakınmasını öğütleyensin.
Korkak ve sindirilmişsin.
Sanatçı değilsin.
Yine de başucumdaki en gerçek şeysin sen.
Hal beter anla buradan.
Alıştırıyorum seni gece vaktinde herhangi bir nefessizliğin içinde.
Yalancı orgazm çığlıklarından yarattığın çocukların mutsuz olduklarını görmeni isterdim.

Kadınlığın anaç ruhu ve onun bana dokunma hassasiyetine karşılık evi toplamak daha da güzeldi.
Anne olmadan anlayamazsın lafı benim için daha da anlamını yitiren bir şeydi o an.
Kadın olmadan ait olmadan anlayamazsın.
Ve acırım ki hala bu duyguların çemberinde yanmayan ama kırmızı ruj sürme cesaretine sahip olan sahte izbelere!
Sonuçta kendine öğreti edinemezsin,yaratırsın.
Ama sonuçta hep korkaksın.

Eskiden çaldırmalık kontürümüz vardı.
Karşı bloktaki sarışın kız arkadaşımla uyduruk telefonlarımızı çaldırarak anlaşırdık ya da ben seninken retrica yoktu nasıl gördüysek oydu.
Özlemiyorum o kadar da yaşlanmadım ama bunlardan ibaret olmayan bir hayata daha çok inandım ben.
İnandırıcılığını yitirdi her şey.
Kendi bulduğum,duyduğum,hissettiğim şarkılara inandım ben.
Gururuna ağıt yaktım bu evde.
Kendi evimdeydim ve sen yoktun.
Ev çatıdan mı oluşurdu sadece sorusu aklıma düştüğü an babamdı kapı çaldı.

Tek erkek sen değildin ve babam önemliydi kız çocuğuydum ben zırıl kadar olsam da.
Aramanı beklemek ve ben eve geldim diye sana haber vermemek zorundaydım.
Bundan zevk almak zorundaydım.
Aşk böyle oyunlarla yaşanmaz derken bile canevimden vurulmuşa dönmemi saklamam lazımdı.
Tanrı kötüydü ve bunları yaşamama seyirci kalıyordu.
Yine de saçlarımın kokusundan beni deliye döndüren tutku ondan bana kalmıştı.aryabeyoglu

ARKASI YARIN NO:10

Eve dönüş bana neyi anımsatıyorsa tam da oradan uzaktaydım.
1 gece önce tüm güzellikleri bahşetmiş ama hala kendini korumak zorunda olan bir kadındım.

Kadın olmak ne kadar da zordu ey tanrı!
Kendi çirkin ayaklarının hırsını mı çıkardın güzel kırmızı dudaklardan!
Durup durup kahkaha atan meskende neşe yaratan uyarıcı gülüşlerin sahiplerini mi kıskandın!
Sen yarattığını güzelliklerden sakınmasını öğütleyensin.
Korkak ve sindirilmişsin.
Sanatçı değilsin.
Yine de başucumdaki en gerçek şeysin sen.
Hal beter anla buradan.
Alıştırıyorum seni gece vaktinde herhangi bir nefessizliğin içinde.
Yalancı orgazm çığlıklarından yarattığın çocukların mutsuz olduklarını görmeni isterdim.

Kadınlığın anaç ruhu ve onun bana dokunma hassasiyetine karşılık evi toplamak daha da güzeldi.
Anne olmadan anlayamazsın lafı benim için daha da anlamını yitiren bir şeydi o an.
Kadın olmadan ait olmadan anlayamazsın.
Ve acırım ki hala bu duyguların çemberinde yanmayan ama kırmızı ruj sürme cesaretine sahip olan sahte izbelere!
Sonuçta kendine öğreti edinemezsin,yaratırsın.
Ama sonuçta hep korkaksın.

Eskiden çaldırmalık kontürümüz vardı.
Karşı bloktaki sarışın kız arkadaşımla uyduruk telefonlarımızı çaldırarak anlaşırdık ya da ben seninken retrica yoktu nasıl gördüysek oydu.
Özlemiyorum o kadar da yaşlanmadım ama bunlardan ibaret olmayan bir hayata daha çok inandım ben.
İnandırıcılığını yitirdi her şey.
Kendi bulduğum,duyduğum,hissettiğim şarkılara inandım ben.
Gururuna ağıt yaktım bu evde.
Kendi evimdeydim ve sen yoktun.
Ev çatıdan mı oluşurdu sadece sorusu aklıma düştüğü an babamdı kapı çaldı.

Tek erkek sen değildin ve babam önemliydi kız çocuğuydum ben zırıl kadar olsam da.
Aramanı beklemek ve ben eve geldim diye sana haber vermemek zorundaydım.
Bundan zevk almak zorundaydım.
Aşk böyle oyunlarla yaşanmaz derken bile canevimden vurulmuşa dönmemi saklamam lazımdı.

Tanrı kötüydü ve bunları yaşamama seyirci kalıyordu.
Yine de saçlarımın kokusundan beni deliye döndüren tutku ondan bana kalmıştı.
aryabeyoglu

Nec Plus Ultra 08.06.2014 tarihli yayın playlisti.

Brock Berrigan-The Beast in the Basement
Tom Waits-Dead And Lovely
Yann Tiersen-A Middsummer Evening
The Doors-People are Strange
Janis Joplin-Kozmic Blues
Pink Floyd-Coming Play Back to Life
Johnny Juliano-Like That
The Architect-Les Pensees
Roger Molls-You
Flume&Chet Faker-Drop the Game
Pale-Too Much
Rhye-Open
Bat For Lashes-Laura
Noora Noor-Forget What I Said
Skye-Not Broken
Al’Tarba-She Haunts
Al’tarba-Ladies&Ladies
Fakear-Morning İn Japan
Jack White-Lazaretto
Monosurround-Captain İn the Sky

Nec Plus Ultra 08.06.2014 tarihli yayın playlisti.

Brock Berrigan-The Beast in the Basement
Tom Waits-Dead And Lovely
Yann Tiersen-A Middsummer Evening
The Doors-People are Strange
Janis Joplin-Kozmic Blues
Pink Floyd-Coming Play Back to Life
Johnny Juliano-Like That
The Architect-Les Pensees
Roger Molls-You
Flume&Chet Faker-Drop the Game
Pale-Too Much
Rhye-Open
Bat For Lashes-Laura
Noora Noor-Forget What I Said
Skye-Not Broken
Al’Tarba-She Haunts
Al’tarba-Ladies&Ladies
Fakear-Morning İn Japan
Jack White-Lazaretto
Monosurround-Captain İn the Sky

02.06.2014 tarihli Nec Plus Ultra yayın playlisti

Arctict Monkeys-One For The Road
Gökalp Ergen-Never Think Abaout You
The Nighted Nations-Pet Sematary
Asaf Avidan-Different Pulses
Sharon Van Etten-Taking Chances
2Cellos feat. Sky Ferrira-Bang Bang
Foxygen-Shuggie
Paloma Faith-Can’t Rely on You
Yodelice-More Than Meets the Eye
The Nighted Nations-Hide Behind
Poliça-Warrior Lord
Roots Manuva-Stolen Youth
Led Zeppelin-Ramble On
Oasis-Sunday Morning Call
Canned Heat-On The Road Again
Franz Ferdinand-Take Me Out
Ms Mr-Bones
Riff Cohen-Dans Mon Quartier
The Nighted Nations-Hollow Design
Willy Moon-Get Up

aryabeyoglu

02.06.2014 tarihli Nec Plus Ultra yayın playlisti

Arctict Monkeys-One For The Road
Gökalp Ergen-Never Think Abaout You
The Nighted Nations-Pet Sematary
Asaf Avidan-Different Pulses
Sharon Van Etten-Taking Chances
2Cellos feat. Sky Ferrira-Bang Bang
Foxygen-Shuggie
Paloma Faith-Can’t Rely on You
Yodelice-More Than Meets the Eye
The Nighted Nations-Hide Behind
Poliça-Warrior Lord
Roots Manuva-Stolen Youth
Led Zeppelin-Ramble On
Oasis-Sunday Morning Call
Canned Heat-On The Road Again
Franz Ferdinand-Take Me Out
Ms Mr-Bones
Riff Cohen-Dans Mon Quartier
The Nighted Nations-Hollow Design
Willy Moon-Get Up


aryabeyoglu